Ekonomim gazetesi yazarı Alaattin Aktaş, Hazine’nin son dönemde gerçekleştirdiği sabit faizli borçlanma ihalelerindeki yüksek oranlara dikkat çekerek, bu durumun ekonomi yönetiminin enflasyon hedefleriyle açıkça çeliştiğini vurguladı. Aktaş’a göre, Hazine’nin enflasyonun tek haneye düşmesinin beklendiği yıllar için bile yüzde 30’ların üzerinde faiz garantisi vermesi, ya enflasyon hedeflerinin inandırıcılığını sorgulatıyor ya da geçmiş borçları çevirmek için bir çaresizliğe işaret ediyor.
602 GÜN VADEYE YÜZDE 41,99 FAİZ
Hazine, 21 Temmuz’da gerçekleştirdiği ve vadesi 15 Mart 2028’de dolacak olan 602 günlük sabit faizli tahvil ihalesinde yılın faiz rekorunu kırdı. 61,9 milyar liralık teklifin geldiği ihalede, toplam satış 37,3 milyar lira olarak gerçekleşti.
İhalede oluşan yüzde 41,99’luk faiz, Hazine’nin bu yıl içinde gerçekleştirdiği 16 sabit faizli ihale arasındaki en yüksek oran olarak kayıtlara geçti.

TEK HANELİ ENFLASYON HEDEFİYLE ÇELİŞEN UZUN VADELİ BORÇLANMALAR
Alaattin Aktaş, yazısında asıl tehlikenin uzun vadeli borçlanmalarda olduğuna dikkat çekti. Ekonomi yönetiminin 2027 yılında enflasyonu yüzde 15’e, sonrasında ise tek haneye düşürme hedefine rağmen, Hazine’nin çok daha yüksek faiz oranlarıyla uzun yıllar sürecek borçların altına imza attığını belirtti.
Aktaş’ın verdiği örneklere göre; Hazine, 2035 yılına kadar uzanan bir dönem için yüzde 29 faiz garantisi verdi. Başka bir ihalede ise 2033 yılının ilk dokuz ayına kadar yıllık bazda yüzde 33,43 faiz taahhüt edildi.
YÜKSEK FAİZİN İKİ MUHTEMEL NEDENİ
Aktaş’a göre, ekonomi yönetimi “enflasyonla mücadele ediyoruz, enflasyon tek haneye inecek” derken, Hazine’nin hedeflenen enflasyonun katbekat üzerinde sabit faizle borçlanmasının arkasında iki temel senaryo yatıyor. Aktaş şu ifadeleri kullandı:
“Enflasyon konusunda iddia edildiği gibi kayda değer bir mesafe alınamayacağı biliniyor ve ekonomi yönetiminin gerçekte böyle bir düşüş beklentisi bulunmuyor. Enflasyon hedefleri gerçekçi olsa bile, geçmişten gelen devasa borç yükünü çevirebilmek için başka çare bulunamadığından, Hazine zorunlu olarak bu yüksek faizlere razı oluyor.”

GELECEK SEÇİMLER BÜTÇE DİSİPLİNİNİ TEHDİT EDİYOR
Hazine’nin borçlanma faizinin giderek yükselme eğiliminde olduğunu belirten Aktaş, görece düşük faizli dönemlerden kalan borç yükünün giderek ağırlaştığını ifade etti. Yazar, bu devasa borçların vadesi dolduğunda bütçede çok ciddi bir faiz dışı fazla verilmesi gerektiğini, ancak Türkiye’nin yaklaşan seçim dönemleriyle birlikte bütçe disiplininden kopma riskinin bulunduğunu vurguladı. Aktaş, değerlendirmesini “Önümüzdeki dönemde bu yılın rekoru olan yüzde 41,99’luk faizi bile arar hale gelebiliriz” diyerek noktaladı.